ASELSAN, 2026 yılına hem finansal hem de operasyonel anlamda güçlü bir giriş yaptı. Açıklanan ilk çeyrek sonuçları, şirketin sadece büyümesini sürdürdüğünü değil, aynı zamanda bu büyümeyi daha verimli bir yapıya taşıdığını da gösteriyor. Analistlerin büyük çoğunluğu bu tabloyu “olumlu” olarak değerlendirirken, özellikle arka plandaki yapısal dönüşüm dikkat çekiyor. Bugün sizler için 17 aracı kurum raporunun detaylı özetini ve şirketin faaliyet raporunda öne çıkan başlıkları derinlemesine inceleyeceğiz.
Şirketin son dönemde öne çıkan en önemli hikayesi, “aselsaneXt” programı ile sağlanan maliyet disiplini ve ihracat odaklı büyüme stratejisinin somut sonuçlar üretmeye başlaması. Bunun en net göstergesi ise 20,7 milyar dolara ulaşarak tarihi zirveye çıkan bakiye siparişler. Bu büyüklük, önümüzdeki yaklaşık 3 yıllık gelir görünürlüğünü büyük ölçüde garanti altına alıyor. Daha da önemlisi, yeni alınan siparişlerin %50’sinin ihracat kaynaklı olması, şirketin gelir yapısını çeşitlendirme konusunda önemli bir eşiği geçtiğini gösteriyor.
Finansal tarafta da tablo güçlü. İlk çeyrekte hasılat yıllık %15 artışla 34,3 milyar TL’ye yükselirken, FAVÖK marjı 2,6 puan iyileşerek %25,2 seviyesine ulaştı. Bu, sadece büyümenin değil, kârlı büyümenin de sürdüğüne işaret ediyor. Net kâr ise 5,54 milyar TL ile piyasa beklentilerinin yaklaşık %20 üzerinde gerçekleşti. Ancak burada önemli bir detay var: Bu kârın 4,1 milyar TL’lik kısmı, Ar-Ge teşviklerinden kaynaklanan ertelenmiş vergi gelirlerinden geliyor. Yani operasyonel performans güçlü olsa da, kâr kalitesini değerlendirirken bu katkıyı ayrı okumak gerekiyor.
Şirket yönetimi de bu güçlü başlangıcın arkasında duruyor. 2026 yılı için %10’un üzerinde reel hasılat büyümesi, %24’ün üzerinde FAVÖK marjı ve 50 milyar TL’nin üzerinde yatırım harcaması hedefleri korunmuş durumda. Net Borç/FAVÖK oranının 0,41x gibi düşük bir seviyede kalması ise bilanço tarafında risklerin kontrol altında olduğunu gösteriyor.
Aracı kurumların hedef fiyat ve önerilerine bakıldığında ise daha temkinli bir ayrışma göze çarpıyor. Birçok kurum “AL” tavsiyesini korurken, bazıları son dönemdeki güçlü hisse performansının ardından “TUT” veya “Endekse Paralel” seviyesine geçmiş durumda. Hedef fiyatların 304 TL ile 560 TL arasında geniş bir bantta yer alması, piyasanın şirketin değerlemesi konusunda henüz tam anlamıyla ortak bir noktada buluşmadığını gösteriyor.
Önümüzdeki döneme ilişkin en önemli katalizörlerin başında kapasite artışı geliyor. Özellikle Oğulbey Teknoloji Üssü’nün ilk fazının 2026’nın ikinci çeyreğinde devreye girmesiyle seri üretim gücünde ciddi bir artış bekleniyor. Bunun yanında ÇELİKKUBBE gibi milli projelerdeki kritik rol ve Asya-Pasifik başta olmak üzere yeni pazarlardan gelen 629 milyon dolarlık ihracat sözleşmeleri, büyüme hikayesini destekleyen unsurlar arasında yer alıyor. Ayrıca 2028’e kadar devam edecek Ar-Ge vergi teşvikleri de kârlılığı yapısal olarak desteklemeye devam edecek.
Bununla birlikte, risk tarafını da göz ardı etmemek gerekiyor. Şirketin agresif yatırım süreci ve artan stok seviyeleri, kısa vadede serbest nakit akışı üzerinde baskı oluşturuyor. Yüksek avans yapısına rağmen tahsilat hızında yaşanabilecek olası yavaşlamalar da dikkat edilmesi gereken bir diğer unsur. Makro tarafta ise savunma bütçelerinde olası kısıntılar ve TL’nin reel olarak değer kazanmasının ihracat marjları üzerinde yaratabileceği baskı öne çıkıyor. Daha uzun vadede ise 2029 sonrası vergi avantajlarının azalması, kârlılıkta normalleşme riski yaratabilir.
Özetle, Aselsan 2026’nın ilk çeyreğinde hem sipariş birikimi hem de operasyonel marjlar açısından tarihi seviyelere ulaşarak güçlü bir tablo ortaya koydu. Net kârın bir kısmı vergi gelirleriyle desteklenmiş olsa da, ihracat ivmesi ve kapasite yatırımları şirketin orta vadede daha dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına girdiğini gösteriyor. Bu noktada yatırımcılar için kritik olan, bakiye siparişlerin ne hızla gelire dönüştüğü ve büyük ölçekli yatırımların ne kadar verimli geri dönüş sağladığı olacak.
Son olarak Aselsan'ın son 1 yılda %224'lük olağanüstü performansını da unutmamak gerekiyor. Şirketin son 10 yıllık çarpanlarına bakıldığında, ortalama PD/DD oranının 3,63 seviyesinde olduğu görülürken, bugün yaklaşık 7x defter değeri üzerinden fiyatlandığı dikkat çekiyor. Benzer şekilde, tarihsel olarak 18 seviyelerinde olan FD/FAVÖK çarpanı da güncel durumda 37 seviyelerine kadar yükselmiş durumda. Bu tablo, şirketin güçlü operasyonel performansına rağmen piyasa tarafından oldukça yüksek bir primle fiyatlandığını gösteriyor. Dolayısıyla mevcut değerleme seviyelerinde, yatırımcıların pahalılık riskini göz önünde bulundurarak daha temkinli hareket etmesi önem taşıyor. 22 aracı kurumun ortalama 431 TL seviyesinde oluşan hedef fiyatı, mevcut fiyatlamaya kıyasla sınırlı bir getiri potansiyeline işaret ederek yatırımcılar açısından daha temkinli olunması gerektiğine dair önemli bir sinyal vermektedir.
