2026'nın ilk yarısı Borsa İstanbul için hiç de sıradan geçmedi. Yılbaşında "enflasyon düşüyor, hisseler ucuzladı" havasıyla başlayan tablo, Nisan ayında patlak veren ABD-İran savaşıyla bir anda değişti. Peki bu sarsıntının ardından Türk hisseleri için tablo nasıl görünüyor? TEB Yatırım'ın 23 Haziran 2026 tarihli "2026 İkinci Yarı Stratejisi" raporu, bu soruya net ama temkinli bir yanıt veriyor:
Bu yazıda, raporun öne çıkan noktalarını sıkıcı tablo yığınlarına boğmadan, anlaşılır bir dille özetledik.
Yılın İlk Yarısı: Dezenflasyondan Enerji Şokuna
2026'ya girerken senaryo basitti: enflasyon düşecek, Merkez Bankası faiz indirecek, hisseler bundan kazanacaktı. Mart ayına kadar her şey planlandığı gibi gitti; manşet TÜFE %30,9 ile bir önceki yılın seviyesine yakın seyretti.
Sonra Nisan'da Orta Doğu'da gerginlik tırmandı ve ABD-İran savaşı patlak verdi. Sonuç: enerji maliyetleri hızla yükseldi, yıllık TÜFE Mayıs'ta %32,6'ya çıktı. Merkez Bankası'nın döviz piyasasına güçlü müdahalesi ve akaryakıta verilen kamu sübvansiyonları, bu şokun şirketler üzerindeki etkisini bir nebze yumuşatsa da hikaye değişti: 2026 artık bir "dezenflasyon yılı" değil, "maliyet kaynaklı enflasyon yılı" olarak anılıyor.
Buna karşın tablo o kadar da kötü değil. MSCI Türkiye yılbaşından bu yana dolar bazında %23 değer kazandı — gelişmekte olan piyasalar ortalamasının (%27) hafif altında ama Polonya (%12) ve Suudi Arabistan'ın (%6,2) epey üzerinde. Daha da çarpıcı olanı: Türk sanayisinin bölgesel krize gösterdiği dayanıklılık. Rafineri, petrokimya, demir-çelik ve gübre üreticileri Orta Doğu'dan ithalata düşük bağımlılıkları sayesinde üretim kesintisi yaşamadı; bazı Türk holdingleri ise bölgenin tek tedarikçisi konumuna bile yükseldi.
Faiz ve Enflasyon Tahminleri Neden Önemli?
TEB Yatırım'ın raporundaki en kritik rakam şu: 2026 yıl sonu politika faizi beklentisi %28'den %35'e, TÜFE tahmini ise %24'ten yaklaşık %30'a yükseltildi.
Bu, kulağa teknik bir detay gibi gelse de yatırımcı için doğrudan anlam taşıyor. Çünkü faizlerin daha uzun süre yüksek kalması demek, bankaların net faiz marjı toparlanmasının gecikmesi, şirketlerin finansman maliyetlerinin artması ve hisse değerlemelerinde "ucuzluk" algısının zayıflaması demek. TEB Yatırım'a göre araştırma kapsamındaki tüm şirketler için ağırlıklı ortalama yükseliş potansiyeli yaklaşık %19 — bu da yıl sonu enflasyon beklentisinin (%30) bile altında kalıyor. Yani enflasyona karşı reel bir getiri için seçici olmak artık her zamankinden daha önemli.
İyi haber: GSYH büyümesinin %2,5'e kadar yavaşlaması, talebi soğutarak enflasyonun ikincil etkilerini sınırlıyor ve bu da Merkez Bankası'na yılın geri kalanında faiz indirim alanı yaratıyor.
Hangi Sektörler Öne Çıkıyor?
Raporun en pratik kısmı burada başlıyor. TEB Yatırım, kapsadığı 28 şirket arasında dört ana alanda olumlu görüşünü sürdürüyor:
Bankacılık: Akbank ve Garanti BBVA için "Endeks Üstü Getiri" tavsiyesi korunuyor. Hedef fiyatlar bir miktar düşürülse de (Akbank TL100, Garanti TL190) gerekçe ilginç: kar tahminlerindeki düşüşün büyük ölçüde zaten hisse fiyatına yansıdığı düşünülüyor. Üstelik bankaların son dönemde tahvil faizlerindeki yükseliş nedeniyle özsermayelerine yazdığı değerleme zararlarının, faizler gerilediğinde tersine dönme potansiyeli var — bu, hiçbir tahmine dahil edilmemiş gizli bir yukarı risk.
Havacılık: Türk Hava Yolları (hedef TL580) ve TAV Havalimanları (hedef TL510) için "Endeks Üstü Getiri" görüşü sürüyor. Gerekçe: çeşitlendirilmiş uçuş ağı, güçlü kargo operasyonları ve olası bir barış ortamında enerji maliyetlerinin gerilemesi.
Demir-Çelik: Erdemir için hedef fiyat %29 artışla 53 TL'ye yükseltildi. Daha sıkı gümrük düzenlemeleri ve yüksek kapasite kullanımı, sektörü cazip kılıyor.
Gıda Perakende: Migros (hedef 975 TL, +%11) ve BIM (hedef 510 TL, +%19) listede. Yüksek enflasyon dönemlerinde ücret artışlarının tüketicinin satın alma gücünü desteklemesi, gıda perakendecilerinin işine yarıyor.
Petrokimya tarafında ise net bir ayrışma var: Petkim'e hâlâ "Endeks Altı Getiri" denirken, Tüpraş "Endekse Paralel Getiri" ile orta karar bir konumda duruyor.
Gözden Kaçırılmaması Gereken Riskler
Her olumlu hikayenin bir de riskli tarafı var:
- Faiz indiriminin gecikmesi: Yeni kredi büyüme limitleri (yıllık ~%20) bankaların marj toparlanmasını 2027'ye itiyor.
- Şeker vergisi tasarısı: Henüz yasalaşmadı ama Coca-Cola İçecek ve Ülker Bisküvi için yerli satış hacminde %5-10'luk bir risk taşıyor.
- Yüksek borçluluk: Arçelik gibi dayanıklı tüketim şirketleri, net borç/FAVÖK oranının yüksekliği nedeniyle kur ve faiz dalgalanmalarına karşı hassas.
- Endeks oynaklığı: Türkiye'nin gelişmekte olan piyasalara göre değerleme iskontosunun (%34) en büyük sebebi, yüksek endeks oynaklığı (32 puan, Polonya ve Güney Afrika'nın 23-25 puan üzerinde). Bu durum jeopolitik gelişmelere karşı kırılganlığı artırıyor.
- Zayıf otomotiv ve beyaz eşya talebi: Avrupa'daki rekabet baskısı ve düşen ihracat hacimleri Ford Otosan ve Arçelik için hedef fiyat indirimlerine yol açtı.
Sonuç: Seçicilik Bu Dönemde Anahtar Kelime
TEB Yatırım'ın raporu, Türk hisseleri için iyimserliği tamamen terk etmiyor ama "her şeyi alın, kazanırsınız" havasından da çok uzak. Asıl mesaj şu: Faiz ve enflasyon beklentilerindeki yukarı revizyon, genel piyasa için yukarı potansiyeli sıkıştırıyor; bu yüzden artık endeksin geneline değil, doğru sektör ve doğru hisseye odaklanmak gerekiyor. Bankacılıkta Akbank ve Garanti, havacılıkta THY ve TAV, demir-çelikte Erdemir, perakendede Migros gibi seçili isimler raporun öne çıkardığı fırsatlar arasında.
Bu yazı, TEB Yatırım Menkul Değerler A.Ş.'nin 23 Haziran 2026 tarihli "Türkiye Strateji Raporu"ndaki bilgilerin genel bir özetidir ve yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım kararı vermeden önce kendi araştırmanızı yapmanız ve gerekirse bağımsız bir finansal danışmana başvurmanız önerilir.
