İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından hazırlanan "Küresel Beyaz Eşya ve Ev Aletleri Sektörü" raporuna göre, Türkiye bu alanda Avrupa’nın bir numaralı üretim üssü ve Çin’den sonra dünyanın ikinci büyük ihracatçısı konumundadır. 2024 yılı itibarıyla Türkiye, 31,8 milyon adetlik üretim kapasitesi ve 22,4 milyon adetlik ihracat hacmine ulaşmış olsa da, son üç yıldır küresel talep daralması ve maliyet artışları nedeniyle ihracatta ve üretimde gerileme yaşanmaktadır. Sektörün maliyet yapısı incelendiğinde, hammadde giderlerinin toplam maliyetin yaklaşık %70’ini oluşturduğu, son yıllarda artan işçilik ve enerji maliyetlerinin ise Türkiye’nin geleneksel maliyet avantajını Polonya ve Çekya gibi rakiplerine karşı zayıflattığı görülmektedir. Özellikle çelik ve plastik fiyatlarındaki dalgalanmalar ile kalıp üretiminde Çin’e olan bağımlılık, sektörün en önemli yapısal kırılganlıkları arasında yer almaktadır.
Sektörün geleceği, geleneksel "akıllı cihaz" kavramından "Yapay Zeka (AI) destekli cihazlara" geçiş ile şekillenmektedir. Tüketicilerin artık sadece dayanıklılık değil, enerji yönetimi, sağlık takibi ve IoT entegrasyonu gibi özellikler talep etmesi, üreticileri ürün odaklılıktan "hizmet odaklı" iş modellerine (abonelik, kiralama vb.) yönlendirmektedir. Türkiye’nin en büyük kozu olan Avrupa pazarına lojistik yakınlık avantajı, AB’nin Yeşil Mutabakat (SKDM) kapsamında getirdiği karbon vergisi düzenlemeleri ve siber güvenlik mevzuatları (CRA) ile yeni bir sınav vermektedir. Karbon ayak izini azaltamayan ve dijital standartlara uyum sağlayamayan üreticilerin orta vadede pazar kaybı riskiyle karşı karşıya kalacağı vurgulanmaktadır.
Raporda, Türkiye’nin beyaz eşya sektöründe fason üretimden (OEM) küresel markalaşmaya (OBM) geçtiği ve Arçelik gibi devlerin Whirlpool’un EMEA operasyonlarını satın almasıyla Avrupa’da lider konuma yükseldiği belirtilmektedir. Ancak Polonya’nın AB destekleri ve lojistik entegrasyonuyla Türkiye’nin pazar payını tehdit etmesi, sektörün "stratejik sektör" olarak ilan edilmesini ve teşvik sisteminin yapay zeka, yeşil enerji ve kritik bileşen yerlileştirmesi odaklı yeniden tasarlanmasını zorunlu kılmaktadır. Raporun sonuç kısmında sunulan 2030 vizyonuna göre; Türkiye’nin küresel ihracat payını %10 seviyesine çıkarması için Ar-Ge/ciro oranını %3’ün üzerine taşıması, çip ve motor gibi kritik parçalarda dışa bağımlılığı azaltması ve e-ticaret lojistiğinde bölgesel bir merkez haline gelmesi önerilmektedir.
Via 507