Küresel piyasalarda Şubat ayında jeopolitik gerilimler, teknoloji hisselerindeki yüksek değerleme tartışmaları ve merkez bankalarının faiz patikasına ilişkin belirsizlikler öne çıktı. ABD’de bütçe anlaşmasıyla hükümet kapanma riski bertaraf edilirken, Trump’ın Fed üzerindeki baskısı ve İran’a yönelik söylemleri volatiliteyi artırdı. ABD’de enflasyonun %2,4’e gerilemesi dezenflasyon sürecine güveni desteklerken, yeni gümrük vergileri küresel ticaret risklerini yeniden gündeme taşıdı. Avrupa’da enflasyondaki gerileme faiz indirimi beklentilerini canlı tutarken, Japonya’da seçim sonrası artan teşvik beklentileri borsayı yukarı taşıdı.
Türkiye tarafında TCMB, 2026 yıl sonu enflasyon tahmin aralığını %15-21 bandına revize etti ve Mart ayından itibaren ana eğilimde iyileşme mesajı verdi. Hazine ve Maliye Bakanlığı, yabancı yatırımcı ilgisinin son yılların en yüksek seviyesine ulaştığını vurgulayarak dezenflasyon sürecine yönelik güveni destekledi.
Hisse senetlerinde küresel ölçekte teknoloji sektörü dalgalı seyrederken, ABD büyümesinin beklenti altında kalması karışık fiyatlamalara yol açtı. BIST 100 endeksi 14.533 puanla zirve yaptıktan sonra kar satışlarıyla 13.700 seviyesine geri çekildi. Altın, artan jeopolitik riskler ve merkez bankası talebiyle güçlü seyrini korudu. ABD 10 yıllık tahvil faizleri %4,02–%4,09 bandında dengelenirken, yurt içinde yüksek enflasyon beklentileri büyük ölçüde fiyatlandı. Döviz tarafında pozitif reel faiz nedeniyle Dolar/TL’de yükselişin sınırlı kalması ve TL varlıkların görece cazip olması bekleniyor.
Genel portföy dağılımı önerisinde ise %40 sabit getirili TL fon, %20 yurt içi hisse senedi fonu, %20 yurt dışı hisse senedi fonu ve %20 kıymetli maden fonu ağırlığı öne çıkarılıyor.