Morgan Stanley tarafından 25 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan Türkiye Strateji raporunda öne çıkan önemli noktalar şunlardır:
• Hisse Senetlerinde Aşırı Değerleme Riski: Türk hisse senetleri (MSCI Turkey), yıl başından bu yana dolar bazında sağladığı %25 getiri ile dünyada en iyi performans gösteren 5. piyasa olmuştur. Ancak bu yükseliş sadece çarpan artışından (re-rating) kaynaklanmış olup, mevcut piyasa çarpanları 12 ay sonrası için %10 gibi oldukça iyimser bir enflasyon beklentisini fiyatlamaktadır. Bu durum, gerçekleşen enflasyon beklentileriyle (%22 civarı) uyumsuz bir "makro yerçekimine meydan okuma" hali olarak tanımlanmaktadır.
• Bankaların Potansiyeli: Bankalar, genel piyasaya göre %47 gibi yüksek bir iskonto ile işlem görmeye devam etmektedir. Enflasyondan arındırılmış özsermaye kârlılığının (reel ROE) 2026 yılında pozitife dönmesiyle bankaların endeks üzerinde performans sergilemesi beklenmektedir.
• Makro Stratejide "Carry" Tercihi: Yapışkan enflasyon ve artan jeopolitik riskler nedeniyle tahviller (duration) yerine döviz carry trade (FX carry) stratejisi tercih edilmektedir. Merkez Bankası'nın (TCMB) Türk lirasındaki değer kaybını aylık %1-1,5 seviyesinde kontrollü tutma kararlılığı, carry trade getirilerini desteklemektedir.
• Enflasyon ve Faiz Beklentileri: Ocak ayındaki yüksek enflasyon verisi sonrası piyasalar, 2026 yıl sonu politika faizini %30,6 civarında fiyatlamaya başlamıştır. TCMB, gıda fiyatlarındaki artışı geçici görmekte ve hizmetler sektöründeki dezenflasyona güvenmeye devam etmektedir.
• Jeopolitik Riskler: Orta Doğu'daki gerginlikler petrol fiyatlarını yukarı çekerek dezenflasyon sürecini yavaşlatma riski taşımakta ve bölgesel risk primini (xccy basis) artırmaktadır.
Özetle; rapor, hisse senetlerindeki rallinin sürdürülebilirliği konusunda temkinli bir duruş sergilerken, makroekonomik normalleşme sürecinde bankaları ve döviz bazlı getiri stratejilerini daha cazip bulmaktadır.
Via 507