TÜSİAD tarafından hazırlanan “Türkiye Ekonomisi 2026” raporu, küresel ve yerel dinamikleri analiz ederek 2026 yılına ilişkin makroekonomik öngörüleri ortaya koymaktadır. Raporda özetle, 2026 yılında da yapay zekânın makroekonomi ve finansal piyasalar üzerinde belirleyici tema olmaya devam edeceği, bu teknolojinin maliyetleri düşüren ve verimliliği artıran bir dönüşüm niteliği taşıdığı vurgulanmaktadır. Küresel ekonomide yıllık reel yüzde 3 büyüme beklenirken, ABD-Çin-Avrupa hattındaki ticaret gerilimleri ve gümrük tarifeleri temel risk unsurları arasında gösterilmektedir.
Türkiye ekonomisinin 2026 yılında reel olarak yüzde 4,3 büyümesi öngörülmektedir. Büyümenin ana sürükleyicisinin özel tüketim olmaya devam etmesi beklenirken, inşaat ve savunma sanayii sektörlerinin görece güçlü seyrini koruyacağı değerlendirilmektedir. Enflasyonla mücadele programının ilk aşamasının tamamlandığı, ancak dezenflasyon sürecinin bundan sonraki dönemde daha sınırlı hızda ilerleyeceği ifade edilmektedir. 2025 yılını yüzde 30,9 seviyesinde tamamlayan enflasyonun, 2026 sonunda yüzde 24’e gerilemesi beklenmektedir. Bununla birlikte kira, eğitim ve sağlık gibi kalemlerde gözlenen hizmet enflasyonundaki katılık, enflasyonun kalıcı biçimde yüzde 25’in altına indirilmesini zorlaştıran temel unsur olarak öne çıkmaktadır.
Para politikası tarafında, 2025 sonunda yüzde 38 seviyesinde bulunan TCMB politika faizinin, dezenflasyon süreciyle uyumlu şekilde 2026 sonunda yüzde 30’a gerilemesi beklenmektedir. Bütçe açığının milli gelire oranının 2026’da da yaklaşık yüzde 3,5 seviyesinde kalacağı, faiz dışı dengede ise kademeli bir iyileşme görüleceği tahmin edilmektedir.
Dış denge tarafında, 2025’te GSYH’nin yüzde 1,5’i seviyesinde gerçekleşen cari açığın, ekonomik aktivitedeki kısmi toparlanmaya paralel olarak 2026’da yüzde 1,8’e (yaklaşık 30 milyar dolar) yükselmesi beklenmektedir. Brüt dış finansman ihtiyacının 256 milyar dolar düzeyinde hesaplandığı, ancak 2025 sonunda 194 milyar dolara ulaşan TCMB rezervleri sayesinde belirgin bir dış finansman baskısı öngörülmediği belirtilmektedir. Raporda ayrıca, Türkiye’nin küresel ölçekte kalıcı rekabet avantajı sağlayabilmesi için teknoloji, hukuk, eğitim, enerji ve tarım alanlarında yapısal reformların hızlandırılması gerektiği vurgulanmaktadır. Genel çerçevede 2026 yılı; enflasyonda kazanımların korunduğu, ekonomik normalleşmenin sürdüğü ancak temkinli bir görünümün hâkim olduğu bir dönem olarak değerlendirilmektedir.
Via: 507