Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimler ve İran’ın Hürmüz Boğazı’na yönelik kesintileri petrol ve LNG fiyatlarını yükselterek küresel enerji piyasalarında güçlü bir fiyat baskısı yaratıyor. Bu durum enerji ithalatçısı ülkelerde maliyet kanalı üzerinden enflasyonist baskıları artırırken, gelişmekte olan ülkelerde riskten kaçış eğilimini güçlendiriyor ve finansal koşulları sıkılaştırıyor.
Türkiye açısından yüksek enerji ithalat bağımlılığı nedeniyle etkilerin daha belirgin hissedilmesi bekleniyor. Enerji fiyatlarındaki artış hem doğrudan enerji kalemi hem de üretim maliyetleri üzerinden enflasyonu yukarı yönlü etkileyebilir. Bu riskleri sınırlamak amacıyla yeniden devreye alınan eşel mobil sistemi, akaryakıt zamlarının önemli kısmını ÖTV üzerinden bütçeye yansıtarak tüketici fiyatlarına etkisini azaltmayı hedefliyor. Bu sistemle zamların yaklaşık %75’inin bütçe tarafından karşılanması ve enflasyon üzerindeki etkinin önemli ölçüde sınırlanması öngörülüyor. Ancak bu uygulamanın bütçe üzerinde aylık yaklaşık 25 milyar TL ek yük oluşturabileceği belirtiliyor.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle yıl sonu enflasyon tahmini %22,3’ten %24,1’e, politika faizi beklentisi ise %28’den %31’e yükseltiliyor. TCMB’nin 12 Mart toplantısında politika faizini %37 seviyesinde sabit tutması ve faiz indirimlerine daha temkinli şekilde ilerleyen dönemde başlaması bekleniyor.
Artan jeopolitik riskler gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı yaratabileceği için kısa vadede temkinli portföy dağılımı öneriliyor. Hisse tarafında ise defansif sektörler öne çıkarılıyor. Bu kapsamda sağlık ve perakende ile birlikte savunma sanayii ve rafineri şirketleri tercih edilirken MLP Sağlık, BİM, Ebebek, Aselsan ve Tüpraş öne çıkan hisseler arasında yer alıyor. BIST 100 için 15.250 yıl sonu hedefi korunuyor.