McKinsey tarafından yayımlanan Ocak 2026 tarihli "Battery 2035" raporuna göre, küresel lityum-iyon (Li-ion) batarya endüstrisi yeni bir kırılma noktasındadır ve 2024'te 1,0 terawatt-saat (TWh) olan talep, 2025'te yaklaşık 1,6 TWh seviyesine ulaşmıştır. Sektörde yaşanan ciddi arz fazlası nedeniyle batarya paket fiyatları 2025'te kilowatt-saat (kWh) başına 108 dolar ile rekor düşük seviyeye gerilemiştir. Küresel batarya pazarının 2030'da 4,2 TWh, 2035'te ise 6,8 TWh büyüklüğe ulaşması beklenirken, bu talebin %85'inden fazlasını elektrikli araçlar ve enerji depolama sistemleri (BESS) oluşturacaktır.
Teknoloji tarafında, lityum demir fosfat (LFP) bataryalar düşük maliyetleri ve termal kararlılıkları sayesinde kütle pazarına ve enerji depolama sistemlerine hakim olmaya devam edecek; pazar payının 2035 yılına kadar Avrupa'da %52'ye, Kuzey Amerika'da ise %49'a çıkması öngörülmektedir. Nikel manganez kobalt (NMC) bataryalar ise yüksek performanslı ve uzun menzilli premium araçlar için liderliğini koruyacaktır. Katı hal bataryaların (solid-state) 2030'dan önce ticari ölçekte seri üretilmesi beklenmezken, sodyum-iyon bataryalar lityum bazlı teknolojilere alternatif olarak öne çıkmaktadır.
Endüstrinin geleceğinde maliyet verimliliği ve operasyonel mükemmellik hayatta kalmanın temel şartı haline gelmiştir. Üreticilerin hayatta kalabilmesi için %95'in üzerinde verimlilik (yield) ve %85 OEE (toplam ekipman etkinliği) hedeflerine ulaşmaları, kuru elektrot kaplama ve yüksek hızlı dizim gibi süreç inovasyonlarını hayata geçirmeleri gerekmektedir. Özellikle kuru elektrot kaplama teknolojisinin Avrupa'daki üretim maliyetlerinde kWh başına 2 ila 3 euro tasarruf sağlayabileceği tahmin edilmektedir.
ABD ve Avrupa, batarya tedarik zincirinde Asya'ya (özellikle Çin'e) olan bağımlılığı azaltmak için yerelleşme stratejilerine hız vermektedir. ABD'de Enflasyonu Düşürme Yasası (IRA) kapsamındaki vergi kredileri üretim maliyetlerini %30 ila %50 oranında düşürerek yerel üreticilerin rekabet gücünü artırmaktadır. Avrupa'da ise Kritik Hammaddeler Yasası (CRMA) çerçevesinde 2035 yılına kadar tam değer zinciri oluşturmak için 200 ila 300 milyar euro yatırım yapılması gerektiği hesaplanmaktadır.
Son olarak, Batarya Enerji Depolama Sistemleri (BESS), dünyanın en hızlı büyüyen temiz enerji teknolojisi olarak öne çıkmakta ve toplam kurulu kapasitesinin 2030 yılına kadar 500 ila 700 GWh arasına ulaşması beklenmektedir. Gelecek 24 ay içinde sektör liderlerinin maliyet liderliğini güvence altına almaları, hızlı sanayileşmeye odaklanmaları, politika desteklerini maksimize etmeleri ve enerji depolama sistemlerinin yaygınlaşmasına öncelik vermeleri kritik önem taşımaktadır.
Via 507