Japonya Merkez Bankası : Altı Ay Sonra Yeni Faiz Artışı Bekleniyor
Japonya Merkez Bankası, 16 Haziran toplantısına enflasyon risklerinin yeniden öne çıktığı ama büyüme tarafındaki kırılganlığın sürdüğü bir ortamda giriyor. Rapora göre ana senaryo, 25 baz puanlık faiz artışının neredeyse tamamen fiyatlanmış olması nedeniyle bir sıkılaşma adımı atılması yönünde. Buna rağmen toplantı sonrasında gelecek mesajların, yılın geri kalanına ilişkin para politikası beklentilerini belirlemesi bekleniyor.
Enflasyon cephesinde üretici ve ithalat fiyatlarındaki yükseliş, maliyet baskısının güçlendiğine işaret ediyor. Mayıs ayında ÜFE yıllık %6,3'e yükselirken, ithalat fiyatları yen bazında %25,5 ve sözleşme para birimi bazında %15,5 arttı. Özellikle petrol, kömür ve doğal gaz ithalat fiyatlarının yen bazında yıllık %47,0 artması dikkat çekiyor. Zayıf yenin de ithal girdi maliyetleri ve şirketlerin fiyatlama davranışları üzerinden BoJ’un daha fazla beklemesini zorlaştırdığı belirtiliyor.
Nisan toplantısında politika faizinin %0,75'te sabit tutulmasına rağmen kararın 6-3 oyla alınması ve üç üyenin faizin %1,00'e çıkarılmasını istemesi, kurul içinde şahin eğilimin güçlendiğini gösterdi. Piyasa tarafında USDJPY'nin 160 seviyesine yakın seyretmesi ve Japon tahvil faizlerinin yüksek kalması, yalnızca faiz kararını değil tahvil alımlarının azaltılma sürecine ilişkin yönlendirmeleri de önemli hale getiriyor. Petrol fiyatlarında kalıcı gevşeme BoJ’un daha kademeli ve veri odaklı bir iletişim tercih etmesine yardımcı olabilir.
Raporda, faiz artışı gerçekleşirse piyasanın hızla bir sonraki adımın zamanlamasına odaklanacağı vurgulanıyor. Enerji fiyatlarının yeniden yükselmesi, yenin zayıf kalması ve ücret-fiyat dinamiklerinin güçlenmesi halinde yılın kalanında ek faiz artışı beklentileri canlı kalabilir. Kurumun ana değerlendirmesi, BoJ’un enflasyon beklentilerini kontrol altında tutma ihtiyacı ile büyümeyi aşırı baskılamama arasında denge kurmaya çalıştığı yönünde. Yatırımcı açısından en kritik çıkarım, Haziran toplantısında faiz artışının ana senaryo olması ve karar metni ile iletişimin yılın geri kalanındaki para politikası patikasını şekillendirecek olmasıdır.