PPK Toplantı Kararı
Raporda, Para Politikası Kurulu’nun politika faizini %37 seviyesinde sabit bıraktığı ve faiz koridorunu %35,5 – %40 bandında koruduğu belirtiliyor. Kurumun beklentisi politika faizinin piyasa faizine paralel olarak %40’a yükseltilmesi yönündeydi. Faizlerde değişiklik yapılmamasıyla birlikte yakın vadede üst banttan fonlamanın sürmesinin beklendiği ifade ediliyor. Karar metninde jeopolitik belirsizlikler nedeniyle enerji fiyatlarındaki yüksek seyre ve oynaklığa dikkat çekildiği aktarılıyor.
Analize göre enflasyonun ana eğilimi mart ayında geriledi, ancak öncü veriler nisanda sınırlı bir yukarı yönlü harekete işaret ediyor. Nisan ayında aylık TÜFE artışının %3,3, yıllık TÜFE’nin ise %30,9’dan %31,3’e yükselmesi bekleniyor. Gıda enflasyonunda nisanda yeniden hızlanma görülmesi ve aylık gıda artışının %3,5 civarında gerçekleşmesi öngörülüyor. Nisan başında elektrik ve doğalgaza yapılan %25’lik zamların manşet enflasyona doğrudan yaklaşık 0,6 puan, dolaylı etkilerle toplamda 1 puan katkı yapması bekleniyor.
Raporda, mevcut politika çerçevesinin korunmasının TCMB’nin daha dengeli bir yapı izlemeyi tercih ettiğine işaret ettiği değerlendiriliyor. Bu tercihte jeopolitik risk algısındaki görece iyileşme, rezervlerdeki düşüşün bir kısmının geri alınması ve arz şokunun iktisadi faaliyet üzerindeki zayıflatıcı etkisi öne çıkarılıyor. Mevcut durumda %40 seviyesinde oluşan AOFM’nin yakın dönemde bu seviyede kalması bekleniyor. Belirsizlik ortamının hafiflemesi halinde haftalık repo ihalelerine kademeli dönüşle piyasa faizlerinin politika faizine (%37) yakınsayabileceği ve bunun yaz aylarında faiz indirimlerine alan açabileceği belirtiliyor.
Kurumun yıl sonu enflasyon tahmini %28, yıl sonu politika faizi tahmini ise %35 seviyesinde bulunuyor. Ayrıca 14 Mayıs’ta yapılacak TCMB 2026 – 2. Çeyrek Enflasyon Raporu sunumunda hem yıl sonu tahmin aralığında hem de %16 seviyesindeki ara hedefte yukarı yönlü revizyon bekleniyor. Rapora göre ABD – İran savaşı sonrasında yükselen enerji fiyatları bu revizyon beklentisinin temel nedenlerinden biri. Yatırımcı açısından en kritik sonuç, kararın kısa vadede sıkı para politikasının sürdüğünü, ancak belirsizliklerin azalması halinde daha yumuşak bir normalleşme alanı oluşabileceğini göstermesi.