ULKER - 2. Çeyrek Bilanço Değerlendirmesi
Ülker Bisküvi Sanayi 2026 yılının ikinci çeyreğinde satış gelirinde %11,4 daralma yaşarken, satış hacmini yıllık bazda %1,3 artırdı. Hacim büyümesine rağmen fiyatlama, ürün karması ve maliyet görünümü operasyonel marjlar üzerinde baskı yaratmayı sürdürdü. Şirketin ana ortaklık net kârı %45,5 artışla 1,39 milyar TL olurken, FAVÖK %37,1 azalarak 2,80 milyar TL seviyesine indi. İlk yarıda da satış gelirleri reel bazda %7,2 azaldı, FAVÖK %31,7 geriledi ve net kâr %28,8 düştü.
Şirket 2026 yılı ciro beklentisini yukarı değil aşağı yönlü revize ederek daha önceki yatay reel satış geliri öngörüsünü “düşük tek haneli reel daralma” seviyesine çekti. Buna karşın %13,5 ±1,5 puan FAVÖK marjı beklentisi korundu. Yönetim, yılın geri kalanında Türkiye’de büyümeyi hızlandırmaya, uluslararası operasyonları genişletmeye ve disiplinli fiyatlama ile maliyet yönetimiyle kârlılığı ve nakit akışını korumaya odaklanacağını belirtti. Bu çerçevede yeni ürün lansmanları, Türkiye’de %10 ve uluslararası operasyonlarda %6 katkı ile öne çıktı; konsolide bazda katkı %9 oldu.
Türkiye atıştırmalık pazarında Nielsen verilerine göre %34 pazar payıyla liderlik korunurken, Ortadoğu bisküvi pazarında %27, Kuzey Afrika bisküvi pazarında %13 ve Orta Asya çikolata pazarında %14 pazar payı bulunuyor. Şirket, cirodaki reel daralmayı Türkiye atıştırmalık pazarındaki zayıf talep, yüksek baz etkisi, MENA bölgesindeki çatışmalar ve uluslararası operasyonlarda kur ile enflasyon arasındaki uyumsuzlukla ilişkilendiriyor. Uluslararası operasyonlarda ciro %7,4, FAVÖK ise %56,7 gerilerken, yurt içi operasyonlarda ciro %13,1 ve FAVÖK %31,4 düştü. Bu tablo, hacim tarafındaki görece dayanıklılığa rağmen marj baskısının sürdüğünü gösteriyor.
İnceleme, şirketi genel olarak temkinli ama büyüme potansiyeli tamamen kaybolmamış bir görünümle ele alıyor. Ana yatırım tezi, güçlü marka konumu, yeni ürün katkısı ve pazar payı liderliğinin korunmasına rağmen kısa vadede zayıf talep, jeopolitik belirsizlikler ve maliyet baskılarının sonuçları sınırlaması üzerine kuruluyor. Net Finansal borç düzeyi 64.470 TL mn olarak izlenirken, faiz ödeme gücü 0,91 seviyesinde bulunuyor ve bu da finansal riskleri canlı tutuyor. En kritik çıkarım, operasyonel toparlanma gelmeden gelir tarafında baskının sürebileceği, ancak marj hedefinin korunmasının ve yeni ürünlerin katkısının yılın geri kalanındaki ana izlenecek başlıklar olduğu yönünde.