2Ç2026 Kar Tahminleri
Ziraat Yatırım, 2Ç2026 döneminde bankacılık sektöründe çeyreklik bazda kâr baskısı beklerken, yıllık bazda artışın sürdüğünü ve ana tezin temkinli ama seçici bir iyimserlik olduğunu vurguluyor. Bankacılık tarafında toplam kârın bir önceki çeyreğe göre %25 daralarak 88,6 milyar TL’ye gerilemesi, buna karşın yıllık bazda %5,7 artması bekleniyor. Sektörde Nisan ayında görülen yüksek enflasyonun ardından Mayıs ve Haziran’da daha ılımlı bir seyir, TCMB’nin politika faizini %37’de sabit tutması ve gecelik borç verme faizi %40, borçlanma faizi %35,5 seviyeleriyle sıkı duruşun korunması öne çıkıyor. Ancak artan fonlama maliyetleri kredi-mevduat makasını daraltırken, enflasyon tahminlerindeki yukarı revizyonlar TÜFE endeksli tahviller üzerinden net faiz gelirlerine destek veriyor.
Bankalar arasında performans ayrışmasının belirgin olacağı anlatılıyor. Garanti Bankası için TÜFE tahmininin %27’ye çıkarılması ve nominal anlamda en yüksek kârın açıklanmasının beklenmesi dikkat çekerken, Yapı Kredi’de yüksek ticari zararın sürmesi nedeniyle en yüksek kâr daralması öngörülüyor. Akbank’ta TÜFE tahmininin %30’a yükseltilmesiyle net faiz gelirlerinde artış beklenirken, Vakıfbank’ta %20,9’luk sabit TÜFE varsayımı ve 8 milyar TL serbest karşılık iptali potansiyeli sınırlı kâr daralması beklentisini destekliyor. İş Bankası için ücret ve komisyon gelirlerinde sektörün üzerinde büyüme, Halkbank için ise yükselen OIS eğrisinin net faiz gelirlerine olumlu etkisi öne çıkarılıyor.
Bankacılık dışı tarafta analistlerin genel görünümü yine seçici olumlu ve operasyonel dayanıklılık ile vergi etkilerinin kârlılığı destekleyeceği yönünde. TL bilanço tarafında toplam net kârın 71,5 milyar TL, YP bilanço tarafında ise 11 milyar TL seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor; toplamda finansal olmayan şirketlerin kârı 82,576 milyar TL olarak öngörülüyor. Arçelik’te %19 daralan pazara rağmen faaliyet kâr marjında toparlanma ve Whirlpool işleminin olumlu etkisi, Aselsan’da bekleyen iş miktarının desteğiyle ciroda ciddi artış ve korunan marjlar, Çimsa’da güçlü ihracat hacmi ve etkin maliyet yönetimi öne çıkıyor. Tüpraş’ta yüksek kapasite kullanımı ile tarihsel ortalamaların üzerinde kalan ürün marjları, Erdemir’de satış hacmi ve ürün fiyatlarıyla desteklenen net kâr artışı, THY’de kargo hacmi ve fiyatlama gücüne rağmen yüksek jet yakıtı maliyetleri, TAV’da ise güçlü TL ve Orta Doğu gerilimine karşın Almatı ile Kuzey Makedonya operasyonlarının dengeleyici katkısı vurgulanıyor.
Raporun en kritik sonucu, 2Ç2026’da kârlılığın sektör ve şirket bazında ayrışacağı, bu nedenle yatırımcıların tek bir makro sonuca değil, şirket bazlı dinamiklere odaklanması gerektiği yönünde. Bankacılıkta TÜFE varsayımlarının yukarı revizyonu, ücret ve komisyon gelirlerindeki toparlanma ile bazı bankalarda net faiz gelirlerini desteklerken; trading gelirlerindeki düşüş, swap maliyetlerindeki artış ve karşılık giderleri baskı unsuru olmaya devam ediyor. Banka dışı şirketlerde ise ihracat, ürün marjları, ertelenmiş vergi gelirleri ve operasyonel kaldıraç bazı isimlerde belirgin destek sağlarken, iç talep zayıflığı, yakıt maliyetleri ve finansman giderleri diğerleri için risk oluşturuyor.