Bankacılık Hisselerinde Tepki Alımları Yakın mı
Bankacılık endeksi, küresel cephede ABD – İran çatışmasının şiddetlenmesi ve ateşkes görüşmelerine dair somut bir adım atılmamasıyla birlikte petroldeki yükselişten olumsuz etkileniyor. Bu durum merkez bankalarına yönelik faiz artırımı beklentilerini yeniden güçlendirirken, ABD tahvil faizleri 2 yıllıklarda %4,26 ve 10 yıllıklarda %4,60 seviyesinin üzerine çıktı. Yurt içinde de tahvil faizleri keskin biçimde yükseliyor; 2 yıllıklar %42 seviyesinde, 10 yıllıklar ise %31 seviyesinin üzerinde bulunuyor. Bu baskının arkasında, TCMB’nin sıkı duruşunu koruyacağı ve hatta güçlendireceği beklentisi yer alıyor.
TCMB’nin bu hafta yapılacak PPK toplantısında faiz oranlarında değişiklik yapması beklenmiyor. Buna karşın karar metninde daha şahin ifadeler görülebileceği belirtiliyor. Petrol fiyatlarındaki yukarı hareketin sürmesi halinde yıl içinde faiz artırımı olasılığının da masada kalacağı vurgulanıyor. Bu nedenle BIST100 endeksi baskı altında kalırken, bankacılık endeksinde baskının daha sert hissedildiği ifade ediliyor.
İkinci çeyrek bilanço döneminde bankacılık sektörünün çeyreksel bazda zayıf performans göstermesi bekleniyor. Yüksek fonlama maliyeti, faiz marjlarındaki daralma, swap maliyetlerindeki artış ve karşılık giderlerindeki yükseliş ana baskı unsurları olarak öne çıkıyor. Analist, bu olumsuz senaryoların büyük ölçüde piyasa fiyatlamalarına dahil olduğunu düşünüyor. Bankacılık endeksi 22 Haziran tarihli zirvesi olan 19,206 seviyesinden %18 gerilemiş durumda.
Teknik görünümde 89 haftalık üssel ortalamanın önemli bir eşik olduğu belirtiliyor; bu ortalama güncel olarak 15,398 seviyesinden geçiyor. Bu seviyeye yaklaşılması halinde tepki alımlarının gelme ihtimali göz ardı edilmiyor ve 16,600 kırılımı ile 18,500 seviyesine doğru bir yükseliş görülebileceği ifade ediliyor. Öte yandan 15,398 altındaki haftalık kapanışların, bankacılık hisseleri üzerindeki negatif havayı daha da sertleştirebileceği uyarısı yapılıyor. Sonuç olarak rapor, kısa vadede baskı sürse de kritik teknik seviyeye yaklaşılmasıyla tepki alımı ihtimalinin arttığını, ancak risklerin Ortadoğu gelişmeleri ve faiz beklentileriyle yakından bağlantılı olduğunu söylüyor.