BRSAN - 2. Çeyrek Beklenti Raporu
Borusan Boru, 2Ç26’da gelirini 555 milyon USD, FAVÖK’ünü 63,7 milyon USD ve net kârını 33,5 milyon USD seviyesine taşıdı. Hacim yıllık %0,7 gerileyerek 323,2 bin ton oldu, buna karşın USD bazlı gelir %21,9, FAVÖK %77,8 ve FAVÖK marjı 3,6 puan arttı. Şirket için ana mesaj olumlu; altyapı ve proje segmentindeki güçlü görünüm, yılın ikinci yarısına ilişkin hikâyenin merkezinde yer alıyor.
Altyapı ve proje segmenti gelirleri 1Y26’da yıllık %93,2 artışla 520 milyon USD’ye çıktı ve toplam gelirler içindeki payı %53’e yükseldi. Yaklaşık 2,6 milyar USD büyüklüğünde ve 2028’e uzanan sipariş portföyü, teslimatların 2Y26’da hızlanmasıyla birlikte konsolide gelirleri desteklemeye devam edebilecek bir görünüm sunuyor. Enerji segmenti gelirleri yılın ilk yarısında %1,9 arttı; ABD’de talep ve fiyatlama koşullarında iyileşme beklentisi ile Baytown tesisindeki verimlilik çalışmaları bu alan için ilave potansiyel oluşturuyor.
Endüstri ve inşaat tarafında zayıf görünüm sürdü; segment gelirleri 1Y26’da %26 daraldı ve Avrupa ile Türkiye’deki zayıf talep etkili oldu. Türkiye operasyonlarında düşük kapasite kullanımı ve maliyet baskısı devam ederken, Halkalı ve Bursa operasyonlarının Gemlik’te konsolide edilmesiyle üretim yapısının sadeleştirilmesi ve kapasite kullanımının artırılması hedefleniyor. Güçlü faaliyet nakit akışıyla 1Y26’da işletme faaliyetlerinden 157 milyon USD nakit yaratıldı, dönem sonu nakit 2025 sonundaki 127 milyon USD’den 202 milyon USD’ye yükseldi ve net finansal borç 178 milyon USD’den 144 milyon USD’ye geriledi; net finansal borç/FAVÖK 0,9x oldu.
Şirket 2026 beklentilerinde yukarı yönlü revizyona giderek satış geliri tahminini 2,1-2,3 milyar USD’den 2,2-2,4 milyar USD’ye, FAVÖK marjı beklentisini ise %8-10’dan %9-11’e yükseltti. Satış hacmi beklentisi 1,15-1,25 milyon ton seviyesinde korunurken, mevcut sipariş portföyü ve 2Y26’da hızlanması beklenen teslimatlar en önemli katalizör olarak öne çıkıyor. Enerji/OCTG tarafında beklenen toparlanmanın henüz finansallara yansımamış olması yukarı yönlü risk olarak izlenirken, Türkiye ve Avrupa operasyonlarındaki zayıflık ile kısa vadeli finansal borçlardaki artış temel risk başlıkları arasında yer alıyor.