Demir Çelik Sektörü Analiz Raporu
Raporda Türkiye çelik talebinin yılın ilk dört ayında dirençli seyrini koruduğu, buna karşılık dış ticaret tarafında daha temkinli bir görünüm oluştuğu vurgulanıyor. Analist, özellikle ithalat kaynaklı baskıların sürdüğünü ve yurt içi çelik fiyatlarındaki yatay seyrin geçen hafta itibarıyla aşağı yönlü eğilime döndüğünü belirtiyor. Bu çerçevede şirketler arasındaki performans farklılaşmasının operasyonel verimlilik, maliyet disiplini ve marj yönetimi gibi şirketlere özgü unsurlarla daha belirgin hale gelebileceği düşünülüyor.
Finansal tarafta rapor, Türkiye’nin ham çelik üretiminin Nisan’da geçen yılın aynı ayına göre %9,4 artışla 3,3 milyon tona, nihai mamul tüketiminin ise %12 artışla 3,3 milyon ton seviyesine yükseldiğini aktarıyor. Ocak-Nisan döneminde ham çelik üretimi 13 milyon ton ile yıllık bazda %6,3 artarken, nihai mamül tüketimi %9,7 artışla 13,2 milyon tona ulaştı. Aynı dönemde çelik ürünleri ihracatı miktar yönünden %3,3 azalışla 4,8 milyon tona, değer yönünden %5,5 azalışla 3,2 milyar dolara gerilerken, ithalat miktar yönünden %6,3 artışla 5,9 milyon tona ve değer yönünden %0,9 artışla 4,1 milyar dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı da %83,4 seviyesinden %78,1 seviyesine indi.
Analistin ana yatırım görüşü nötr nitelikte; raporda hem Erdemir hem Kardemir için tavsiye TUT olarak korunuyor. Erdemir için 12 Aylık Hedef Fiyat 41,20 TL, Kardemir için 48,04 TL olarak veriliyor. Raporda Erdemir’in mevcut fiyatına göre 2026T FD/FAVÖK çarpanında %44, 2027T FD/FAVÖK çarpanında %53 primli işlem gördüğü; Kardemir’in ise 2026T FD/FAVÖK çarpanına göre %64, 2027T FD/FAVÖK çarpanına göre %48 iskonto sunduğu ifade ediliyor. Bu değerleme çerçevesi, şirketlerin küresel benzerleriyle karşılaştırılmasına dayanıyor.
Katalizörler tarafında SKDM ve Avrupa’nın kota uygulamalarının yılın ikinci yarısında ihracat performansı üzerinde baskı oluşturabileceği belirtilse de, sektör açısından talebin dirençli kalması olumlu bir arka plan sağlıyor. Raporda ayrıca çelik fiyatlarının geçen yılın aynı dönemine kıyasla daha yüksek seviyelerde seyretmeye devam ettiği ve dünya genelinde hammadde fiyatlarında da yukarı yönlü hareket görüldüğü aktarılıyor. Riskler arasında devam eden ithalat baskısı, dış ticaret verilerindeki temkinli görünüm ve zayıf fiyat seyrinin sürmesi halinde operasyonel marjlar üzerindeki baskı öne çıkıyor. Sonuç olarak rapor, sektör görünümünü temkinli ama tamamen olumsuz olmayan bir çerçevede sunuyor ve yatırımcılar için asıl belirleyicinin maliyet yönetimi ile şirket bazlı verimlilik farkları olacağını ima ediyor.