Enerji Sektör Raporu
Enerji sektöründe 2Q26 itibarıyla üretim yatay kalırken tüketim de benzer şekilde değişmedi ve sektörde asıl belirleyici unsurun hacimden çok fiyatlama olduğu öne çıktı. Barajlı üretimde mevsim normallerinin üzerindeki doluluk sayesinde güçlü artış görülürken, doğalgaz kaynaklı üretimin yaklaşık %40 azalması enerji ithalatı açısından olumlu bir tablo yarattı. Buna karşın ağırlıklı ortalama PTF TL bazında yıllık %55,5 ve çeyreksel %52,9 düşüşle 1068,54 TL/MWh, USD bazında ise yıllık %62,1 ve çeyreksel %54,9 düşüşle 23,54 USD/MWh seviyesine geriledi. Analist, bu sert gerilemenin temel katalizörünü barajlı üretimdeki agresif artışın piyasaya yarattığı arz baskısı ve yüksek maliyetli doğalgaz santrallerinin devreden çıkması olarak açıkladı.
Şirket bazında üretim performansları belirgin biçimde ayrıştı; hidroelektrik ağırlıklı üreticiler yağışların desteğiyle öne çıkarken, rüzgar ağırlıklı portföylerde zayıflama görüldü. AKFYE, AYDEM ve ENDAE üretim artışıyla pozitif ayrışırken GWIND, MOGAN ve AYEN daha zayıf kaldı. Ancak analize göre üretim hacmindeki değişim tek başına finansal performansı açıklamıyor, çünkü PTF’deki sert düşüş gelirleri doğrudan baskıladı. Bu nedenle üretimi artan bazı şirketler dahi yıllık bazda gelirlerini koruyamadı.
Üretim geliri tahminlerinde sektör genelinde PTF kaynaklı önemli bir baskı oluştuğu vurgulandı ve toplam üretim gelirlerinde yıllık %32 azalma beklendi. Kurulu gücün yaklaşık %75’i YEKDEM kapsamında bulunan AKFYE ile kurulu gücünün tamamı YEKDEM mekanizmasından faydalanan TATEN’in gelirlerini yıllık bazda artırması beklenirken, YEKDEM oranı düşük olan ya da hiç olmayan AKENR, CANTE, CATES ve ENTRA için çok daha sert gelir kayıpları öngörüldü. Şirketlerin kurulu gücü 6,5 GW olup Türkiye’nin toplam kurulu gücü olan 125,6 GW’ın %5,1’ini temsil ediyor. Bu kapsamda incelenen portföyün üretimi yıllık %2,5 azalırken, asıl farkın gelir tarafında oluştuğu ve YEKDEM korumasının kritik olduğu sonucuna varıldı.
Kurum, sektörün toplam FD/FAVÖK çarpanını 12,84x olarak hesapladı ve değerleme farklılıklarının yalnızca mevcut finansal performanstan değil, üretim portföyü, yenilenebilir enerji ağırlığı, borçluluk seviyesi ve yatırım planlarından kaynaklandığını belirtti. GWIND, TATEN, ECOGR, AKSEN ve AYDEM’in açıklanan yatırım programlarıyla kapasite artışında öne çıktığı; bu yatırımların kısa vadede borçluluğu artırsa da devreye alım sonrasında FAVÖK’ü destekleyebileceği ifade edildi. Analistin ana mesajı, operasyonel nakit akışı güçlü şirketlerle agresif yatırım sayesinde uzun vadeli büyüme potansiyeli taşıyan şirketler arasında ayrışmanın süreceği yönünde oldu. Sonuç olarak rapor, 2Q26’da sektör hisseleri için en kritik unsurun üretim hacminden çok YEKDEM koruması ve PTF’deki düşüşe karşı dayanıklılık olduğunu ortaya koydu.