GSYİH Verisi
Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde de yavaşlamaya devam etti ve GSYİH yıllık %2,3 büyüdü. Bu oran önceki çeyreğin %2,6 seviyesinin ve 2025 Ç4’teki %3,5 büyümenin altında kaldı. Piyasa %2,8, İş Yatırım ise %2,5 büyüme bekliyordu; gerçekleşme her iki tahminin de altında oldu. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seride çeyreklik büyüme %1,1 ile son 4 çeyreğin en güçlü düzeyi olarak öne çıktı.
Genel görünüm, iç talebin ve hizmetlerin soğuduğunu, buna karşın net ihracat ve sanayinin büyümeye daha fazla katkı verdiğini gösteriyor. Hanehalkı harcamaları çeyreklik %1,3 daraldı ve bu, 2024 ikinci çeyreğinden bu yana görülen en sert reel daralma oldu. Devletin nihai tüketimi de %2,0 geriledi, yatırım harcamaları ise %0,0 ile yatay kaldı. Buna karşılık toplam mal ve hizmet ihracatı %6,2 arttı, ithalat %1,8 azaldı ve net ihracat çeyreklik büyümeyi 1,6 puan yukarı çekti.
Hanehalkı tüketimindeki zayıflık sıkı para politikası, akaryakıt fiyatlarındaki artış, asgari ücret artışlarının enflasyonun gerisinde kalması ve altın fiyatlarındaki düşüşün yarattığı negatif servet etkisiyle ilişkilendiriliyor. Kamunun nihai tüketimindeki daralma, maliye politikasının gevşek olmadığını teyit eden bir sinyal olarak sunuluyor. Üretim tarafında tarım %4,0, bilgi-iletişim hizmetleri %1,7 büyürken sanayi %2,9 ile iki çeyrektir süren daralmanın ardından toparlandı. Buna karşılık ticaret-ulaştırma-konaklama-yiyecek hizmetlerinde büyüme %0,1 ile yataya yakın kaldı, inşaat sektörü ise %-1,2 ile daralmaya devam etti.
Görünümün ana mesajı, dezenflasyon programıyla uyumlu biçimde talep koşullarının soğuduğu ve ekonomide yeniden dengelenmenin dış talep tarafında daha belirgin olduğu yönünde. Yılın üçüncü çeyreğinde yıllık büyümenin %2,5-%3,0 aralığında olması ve köprü günü etkilerinin düzeltmesiyle %3’e daha yakın gerçekleşmesi bekleniyor. En kritik çıkarım, büyümenin potansiyelin altında seyrettiği ve iç talep zayıflığının bir süre daha ekonomiyi baskılamaya devam edebileceği. Dış ticaret ve sanayi tarafındaki toparlanma ise kısa vadede büyümeyi destekleyen başlıca unsur olarak öne çıkıyor.