Raporda GÜBRETAŞ için genel görüş olumlu veriliyor ve 2025 mali yılında üretimden çok ticaret operasyonlarının öne çıktığı belirtiliyor. Toplam satış miktarı %15 artışla 1,79 milyon tona ulaşırken, şirket ticari alımını miktar olarak %40,3 artırarak bu artışı dengelemiş görünüyor. Ticari alımda %40,3’lük agresif artışın, küresel fosforik asit fiyatlarının %22 yükseldiği bir konjonktürde marjlar üzerinde baskı oluşturduğu ifade ediliyor. Şirketin üretici marjlarından vazgeçerek pazar payını korumak adına düşük marjlı al-sat kimliğine bürünmesinin, 2025 brüt kârlılığı açısından negatif olduğu vurgulanıyor.
2025 yılında gerçekleştirilen 386,6 Milyon TL tutarındaki yatırım harcaması ile atıl varlıkların verimli hale getirilmesi hedeflenmiş. Yarımca tesislerinde pik talep ve sıkıntı yaşanan fosforik asit hatlarının 700 metrelik HDPE dönüşümünün, 2026’daki bakım duruşlarını ve sigorta maliyetlerini aşağı çekeceği belirtiliyor. Akbaştepe açık ocak kazısının tamamlanmasıyla birlikte şirketin yeraltı işletmesine kaydığı, yeraltı üretiminde “kes-doldur” yöntemiyle 205,13 ton çevre çalımışının gerçekleştiği aktarılıyor. Ayrıca, Kavaklitepe Altın Projesi’nin %100 hissesine sahip olunarak arama-geliştirme faaliyetlerine hız verildiği ve altın tarafının şirketin ana gelir ve değer yaratma odağı haline geldiği vurgulanıyor.
Finansal tarafta brüt kâr marjı %25,13, FAVÖK marjı %14,58 ve net kâr marjı %-0,98 olarak veriliyor. Çeyreklik net borç 5.070,21 mn TL seviyesinde bulunurken, işletme sermayesi 7.116,09 mn TL’ye, serbest nakit akımı ise 7.512,03 mn TL’ye işaret ediyor. Yıllık bazda brüt kâr büyümesi %56,34, FAVÖK büyümesi %119,17 ve net kâr büyümesi %171,59 olarak paylaşılmış. Kurum ayrıca şirket için F/K 31,16, FD/FAVÖK 14,83, PD/DD 5,52 ve FDPO %21,12 metriklerini veriyor; günlük ortalama işlem hacmi de 1.161 mn TL olarak belirtiliyor.
Raporda hisse için tavsiye ve hedef fiyat açık biçimde yer almıyor; buna karşın kurumun ana yatırım tezi olumlu görünüm üzerine kuruluyor. Altın tarafındaki potansiyelin gübre döngüsünden bağımsız bir değerleme tabanı yaratabileceği, 2026 modernizasyonlarının kapasite kullanım oranı ve marjlar üzerinde pozitif yansıma yaratabileceği ifade ediliyor. Yönetimin 2026 projeksiyonunda “jeopolitik riskleri” ana belirleyici olarak tanımladığı, özellikle Suriye, ABD/İsrail-İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı risklerinin azotlu gübre ticaretini ve tedarik maliyetlerini etkileyebileceği söyleniyor. Raporda ayrıca grev sonrası kapasite kullanım oranının %44 seviyesine gerilediği, bu oranın 2026’da %60+ üzerine çıkmasının sabit maliyet emilimi için önemli olduğu ve en kritik çıkarımın altın tarafı ile üretim verimliliğindeki toparlanmanın bilançoyu destekleyebileceği olduğu sonucuna varılıyor.


