Bu hafta altın tarafında belirleyici ana unsur, jeopolitik riskin petrol-enflasyon-faiz kanalı üzerinden fiyatlanması oldu. Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon beklentilerini bozduğu ve Fed’in faiz indirim alanını daralttığı dönemlerde altın baskı altında kalırken, gerilimin yumuşaması ve petrol fiyatlarının geri çekilmesi altını yeniden destekledi. Petrol fiyatlarında yaşanan her sert hareket, enflasyon beklentileri ve buna bağlı olarak Fed politikası açısından yeniden fiyatlamaya neden olurken, altın da bu dalgalanmanın merkezinde yer aldı.
17 Nisan’da barış süreci boyunca Hürmüz Boğazı’nın ticari gemi geçişlerine açık tutulacağının açıklanması piyasalarda önemli bir rahatlama yarattı. Bu gelişme sonrasında Brent petrolde çift haneli geri çekilme yaşanırken, enerji arzına ilişkin kaygıların azalması altın üzerinde oluşan baskının bir miktar hafiflemesini sağladı.
Hürmüz Boğazı’nın açık kalması, yalnızca enerji piyasaları açısından değil, küresel enflasyon görünümü açısından da kritik bir başlık olmaya devam ediyor. Çünkü boğazın açık tutulması, arz şokunun daha sınırlı kalabileceği ve enerji fiyatlarının yeniden daha dengeli seviyelere çekilebileceği beklentisini destekliyor. Bu da piyasalarda Fed’in daha sert veya daha uzun süre sıkı kalacağı yönündeki endişeleri bir miktar azaltarak altın fiyatlarını destekleyen bir unsur olarak öne çıkıyor.
Genel görünümde, önümüzdeki dönemde ons altının yönü açısından en kritik başlığın ABD-İran hattından gelecek haber akışı olmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Barış sürecinin güçlenmesi, Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin kalıcı şekilde normalleşmesi ve enerji fiyatlarındaki geri çekilmenin sürmesi halinde altın fiyatlarında yukarı yönlü eğilim korunabilir. Ancak bu yükselişin agresif ve kesintisiz bir trende dönüşmesi için yalnızca jeopolitik rahatlama değil, aynı zamanda Fed tarafında daha net bir gevşeme beklentisinin oluşması gerekecektir. Enerji fiyatlarının kalıcı şekilde normalleşmesi, küresel enflasyon üzerindeki baskıyı azaltarak faiz indirim beklentilerini yeniden güçlendirebilir ve bu durum altın açısından daha destekleyici bir zemin yaratabilir.
Görüşmelerin bozulması, söylemlerin yeniden sertleşmesi ve enerji fiyatlarının tekrar güçlü şekilde yükselmesi halinde ise, enflasyon ve faiz baskısı nedeniyle kısa vadede dalgalı bir görünüm sergilenebilir. Bu nedenle mevcut konjonktürde altının yönünü belirleyecek ana unsurun yalnızca savaşın kendisi değil, savaşın enerji fiyatları, enflasyon beklentileri ve Fed’in faiz patikası üzerindeki etkisi olmaya devam edeceğini düşünüyoruz.

