Hisse Notu: PETKM - 2Ç26 Finansalları
Petkim için ikinci çeyrekte kârlılığın belirgin şekilde artması bekleniyor ve bu beklenti, Mart ayında başlayan jeopolitik gerginliklerin petrol ve petrol türevi ürün fiyatlarını yukarı çekmesinin finansallara yansımasına dayanıyor. Şirketin 2026 yılı için paylaştığı 100 milyon dolar seviyesindeki FAVÖK hedefinin büyük kısmının bu çeyrekte gerçekleşeceği öngörülüyor. Buna rağmen, konjonktürün ve üretim tesisinin yapısal özelliklerinin uzun vadede şirket için dezavantaj yaratmaya devam ettiği vurgulanıyor.
Nafta fiyatlarındaki gerilemeye karşın nihai ürün fiyatlarının daha sınırlı düşmesi, kârlılığın üçüncü çeyrekte de hafif şekilde desteklenebileceğine işaret ediyor. Aromatikler grubundaki benzen fiyatlarındaki geri çekilme yavaş kalırken, rafinerilerin benzin üretimini artırması benzen arzını azaltarak fiyatların dirençli kalmasına yardımcı oluyor. 1Ç26’da toplam satış gelirleri yıllık bazda %17 artışla 26.995 milyon TL’ye ulaşmış, üretim %0,3 artarak 601.142 ton olmuş ve satış hacmi %31,3 yükselerek 583.286 ton seviyesine çıkmıştı.
1Ç26 döneminde brüt kâr 4 milyon TL, FAVÖK 163 milyon TL ve net kâr 306 milyon TL olarak gerçekleşmişti. Aynı dönemde kapasite kullanım oranı %65,5 olurken, etilen-nafta makası 158 USD/ ton’dan 214 USD/ ton’a yükselmişti. Star Rafineri katkısının 36 milyon USD seviyesinde olması net kârı desteklemiş ve sonuçlar piyasa beklentisinin üzerinde gelmişti. 2Ç26’da ise nafta kapanış fiyatlarındaki düşüşe paralel olarak 1Ç26’daki stok kârının kısmen tersine dönerek stok zararı oluşabileceği, ancak STAR Rafinerisi’nde hedge stratejileri sayesinde stok zararı beklenmediği belirtiliyor.
Hedef fiyat 21,00 TL olarak korunurken, tavsiye TUT seviyesinde sürdürülüyor. Kısa vadede mevcut anti-damping vergisinin devam edecek olması PVC ürün grubunda pazar pozisyonunu koruyabilirken, orta-uzun vadede ABD menşeli polimerlerin AB pazarına gümrüksüz girişine imkan tanıyan yeni tarife düzenlemesi önemli bir risk olarak görülüyor. Bu düzenleme özellikle PE ve PP tarafında rekabeti artırarak Türkiye’nin AB’ye yönelik plastik mamul ihracatını zorlaştırabilir ve yerel piyasada fiyatlama gücünü baskılayabilir.