OFSYM - Toplantı Notları
Yem sektöründe yaklaşık 500 üretici bulunurken, bunların 100’ü büyük ölçeklidir. Şirket %6–7 pazar payı ile ilk 5 üretici arasındadır. Sektöre giriş zor olup, ölçek ekonomisi, tedarik gücü ve maliyet yönetimi rekabet avantajı sağlamaktadır. Türkiye’de hayvansal protein tüketiminin düşük olması sektörde büyüme potansiyeline işaret etmektedir.
Tarım politikaları kapsamında kırmızı et ithalatının kaldırılması hedefi sektörü desteklemektedir. İç talebe odaklı yapıda kapasite sınırlı olup, rekabet yüksektir. Sektörde mevsimsellik etkili olup, kış dönemlerinde talep artmaktadır.
Gelirlerin %25–30’u hammadde ticaretinden, kalanı yem üretiminden gelmektedir. Brüt kar marjı yaklaşık %20 seviyesindedir. Maliyetlerin %85–90’ını hammadde oluştururken, ithal girdiler ağırlıktadır. Premiks üretiminin şirket bünyesinde yapılması maliyet ve kalite avantajı sağlamaktadır.
2025’te üretim 850 bin ton civarında gerçekleşmiştir. Şap hastalığı üretimi sınırlasa da yılın son çeyreğinde toparlanma görülmüştür. Küçükbaş yem üretimi artış göstermiştir.
Satışların yarısı besi çiftliklerine, kalan kısmı büyük ölçüde bayi ağı üzerinden yapılmaktadır. Doğrudan satışların artırılması planlanmaktadır.
Lojistikte Samsun fabrikası ile maliyetlerin düşürülmesi, enerji tarafında ise GES yatırımlarıyla elektrik ihtiyacının yenilenebilir kaynaklardan karşılanması hedeflenmektedir.
Şirket, maliyet artışlarına karşı fiyat güncellemeleri yapmakta ve operasyonel riskleri teknoloji ve sigorta ile yönetmektedir.
2026 için %25–30 ciro büyümesi, %10–12 FAVÖK marjı ve %3–4 net kar marjı hedeflenmektedir. Samsun fabrikasıyla kapasitenin önemli ölçüde artırılması planlanmaktadır.
Genel olarak şirket güçlü operasyonel yapıya sahip olmakla birlikte, hammadde fiyatları, ithalat bağımlılığı ve sektörel risklere duyarlıdır. Orta vadede talep büyümesi destekleyici olsa da kısa vadede maliyet baskıları belirleyici olacaktır.