Petrokimya Bülteni
Petrokimya sektöründe jeopolitik riskler yeniden yükselirken, Orta Doğu’daki petrokimya tesislerinin hedef alınması ve Asyalı üreticilerin alternatif hammadde kaynaklarına yönelmesi arz güvenliği açısından öne çıkıyor. Yılın ilk yarısında jeopolitik gelişmelerin genişlettiği marjlar yeniden ortalamaların altına geriledi. Etilen-Nafta makası 28 Ağustos itibarıyla geçen haftaya göre %20 artarak 143$ bandına yükselse de ortalamaların altında kalmayı sürdürdü. Çin’in etilen eşdeğeri kendine yetme oranının 2018’deki %50 seviyesinden 2025 sonunda %78-82’ye çıkması, kapasite artışlarının özellikle POE ve metalosen PE gibi üst segment ürünlerde yapısal arz fazlası yaratabileceğine işaret ediyor.
PETKM tarafında yılın kalanı için majör bir hareket beklenmiyor. Şirketin 3Q26 itibarıyla Etilen-Nafta makasındaki daralma %64 olurken, Petkim makasındaki daralmanın %6,4 ile sınırlı kalması görece olumlu değerlendiriliyor. 2Q26’da Etilen-Nafta makası 485 USD seviyesinde gerçekleşti ve geçen yılın aynı dönemindeki 272 USD’ye göre %78,3 arttı. 3Q26 devamında bu makas 110 USD’ye inerken, geçen yılın aynı dönemindeki 306 USD’ye göre %64 daraldı. Aynı dönemde Petkim spread 320 USD olurken geçen yılın aynı dönemindeki 342 USD’ye göre %6,4 geriledi.
2026 geneli için Etilen-Nafta makası 288 USD, Petkim makası ise 407 USD olarak verildi; bunlar geçen yılın aynı dönemlerine göre sırasıyla %2,4 artış ve %14,9 artış anlamına geliyor. Analizin ana tezi, jeopolitik tansiyonun sektör marjlarını kısa vadede destekleyebilse de kapasite yatırımlarının devam etmesi nedeniyle bu etkinin kalıcı olmayabileceği yönünde şekilleniyor. Güney Kore’de iki üreticinin birleşerek kraker kapasitesini kademeli olarak kapatma kararı, arz fazlasına karşı atılan ilk somut adım olarak öne çıkarılıyor. Buna karşın CITGO’nun 310 milyon dolarlık yatırımı, BPCL’nin kapasite artışı planı ve BASF’nin Zhanjiang’daki yeni Verbund tesisinde üretime başlaması sektör genelinde yatırım iştahının sürdüğünü gösteriyor.
IMARC Group’un küresel polietilen pazarının 2025’te 155,24 milyar dolardan 2034’e kadar %4,4 YBBO ile 228,13 milyar dolara çıkmasını beklemesi, orta vadede talep tarafında büyüme potansiyeline işaret ediyor. Bununla birlikte Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar, Suudi Arabistan’daki tesislerin hedef alınması ve alternatif nafta tedarik arayışları temel riskler arasında kalıyor. Genel değerlendirme, PETKM için yılın kalanında sınırlı hareket alanı olsa da spread tarafındaki göreli dayanıklılığın ve 2026’daki pozitif yıllık görünümün hisse açısından destekleyici olduğudur. Ana çıkarım, sektörün kısa vadede jeopolitik kaynaklı oynaklık ile kapasite artışlarının yarattığı baskı arasında dengede kaldığıdır.