THYAO - 2. Çeyrek Bilanço Değerlendirmesi
Türk Hava Yolları, 2Ç26’da 327,11 milyar TL net satış, 22,67 milyar TL FAVÖK ve 8,95 milyar TL net kar açıkladı. Ciro yıllık bazda %41,4 artarken FAVÖK %50,8 ve net kar %66,6 azaldı. Brüt kar marjı 12,8 puan düşüşle %6,4’e, FAVÖK marjı 13 puan düşüşle %6,9’a ve net kar marjı 8,9 puan düşüşle %2,7’ye geriledi. Şirketin net borcu yapılan uçak yatırımlarıyla birlikte bir önceki çeyreğe göre %17 artarak 620 milyar TL’ye yükseldi ve Net Borç / FAVÖK rasyosu 4,25 oldu.
Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler kargo gelirlerinde güçlü artış yarattı. Yolcu sayısı %0,3 azalarak 23,2 milyona inerken, taşınan kargolar %11,3 artışla 601 bin tona çıktı. Toplam gelirler yıllık bazda %20,5 artışla 7,20 milyar dolar olurken, yolcu gelirleri %14,9 artışla 5,675 milyar dolar ve kargo gelirleri %58 artışla 1.267 milyar dolar seviyesine ulaştı. AKK başına gelir RASK %16,5 artarak 8,93 dolar sent oldu, ancak akaryakıt giderlerindeki %92,9 artış marjları baskıladı.
Toplam giderler %37,3 artışla 7,37 milyar dolar olurken personel giderleri %21,4 artışla 1,61 milyar dolar oldu. AKK başına gider CASK %35,7 artarak 10,74 dolar sent seviyesine çıktı. Artan yakıt giderleri EBITDAR’ı ciddi biçimde baskıladı ve EBITDAR geçen yılın aynı dönemine göre %41 azalışla 906 milyon dolar oldu. Şirket 5,77 FD/FAVÖK ve 0,46 PD/DD çarpanlarıyla işlem görürken, bu çarpanların 3 yıllık ortalaması sırasıyla 5,71 ve 0,47 olarak verildi.
Analist, küresel jeopolitik gelişmelerin ana faaliyet marjlarını baskıladığını ancak kargo gelirlerine destek verdiğini belirtiyor. Açıklanan finansallar piyasa beklentilerinin altında kalırken, hissenin son dönemdeki performansının sonuçları büyük ölçüde yansıttığı görüşüyle hisseye etkisi sınırlı negatif olarak değerlendiriliyor. Yeni uçak teslimatları ve filoya eklenen 41 adet yeni uçak kapasite açısından destekleyici görülse de, yüksek akaryakıt giderleri, artan borçluluk ve marj baskısı temel riskler olarak öne çıkıyor. Genel yatırım tezi nötrden hafif olumsuza yakın bir çerçevede, kısa vadede marjlar ve borçluluk üzerindeki baskıların izlenmesi gerektiğine işaret ediyor.