Toplantı Notu: Halk Bankası
Halkbank, 2 Eylül’de ikincil halka arza yönelik Sermaye Piyasaları Günü düzenledi ve dava sürecinin lehte sonuçlanmasıyla yeni bir döneme girdi. Banka, 88 yıllık geçmişi ve 107 milyar dolar büyüklüğündeki toplam varlığıyla Türkiye’nin önde gelen kamu bankalarından biri olarak öne çıkıyor. %14,1 pazar payıyla ülkenin en büyük KOBİ bankası konumunda bulunurken, gayri nakdi kredilerde sektörün en büyük ikinci oyuncusu olmayı sürdürüyor. Kurum, Halkbank için 12 aylık hedef fiyatını 41,30 TL ve tavsiyesini TUT olarak koruyor; mevcut fiyat 44.96 TL olduğundan getiri potansiyeli -8.1% seviyesinde bulunuyor.
Toplantının ana mesajı, ABD’de 9 yıldır süren yasal sürecin herhangi bir para cezası, suç kabulü veya idari yaptırım olmaksızın kapanmasıyla birlikte uluslararası fonlama kanalının yeniden açılması oldu. Bu gelişmeyle kısa süre içinde 1,1 milyar dolarlık fonlama sağlandı ve fonlama tabanını çeşitlendirmek için GMTN programı başlatıldı. Planlanan SPO süreciyle sermayenin daha da güçlendirilmesi hedefleniyor; ikincil halka arz sonrası toplam Sermaye Yeterlilik Oranı’nda 250 ila 300 baz puanlık, Çekirdek Sermaye Yeterlilik Oranı’nda ise 200 baz puanlık iyileşme bekleniyor. Halkbank’ın yatırım tezinde yabancı kaynak temini sayesinde fonlama maliyetlerinin azalması, KOBİ pazar payında yeniden %20 seviyesine dönüş ve makro görünümün bankacılık sektörünü desteklemesi temel gerekçeler olarak öne çıkıyor.
Finansal beklentilerde 2027 için Kredi/Mevduat oranının %70-%80, Grup 3 oranının %3,0 ve swap maliyetleri dahil net faiz marjının %3,5-%4,0 bandına yükselmesi bekleniyor. Net ücret ve komisyon gelirlerinin ortalama aktiflere oranının %1,6-%1,8 aralığında, faaliyet giderlerinin ortalama aktiflere oranının ise %3,2-%3,5 bandında olması öngörülüyor. Risk maliyetinin %1,55-%1,65 seviyesine gerilemesi ve özkaynak kârlılığının (ROATE) %20’nin üzerine çıkması hedefleniyor. Orta vadede ise net faiz marjının %4,0’ün üzerine, ROATE’nin %26-%31 bandına, CET1’in %11-%12 seviyesine ve CAR’ın %16-%17 aralığına ulaşması amaçlanıyor.
Kurum, bu kârlılık artışının SPO ile sermaye güçlenmesi, politika faizindeki normalleşme, uluslararası sermaye piyasalarına yeniden erişim, döviz kredileri ve döviz menkul kıymet portföyündeki büyüme, çapraz satışlar ile operasyonel verimlilik kazanımlarından destek bulacağını vurguluyor. Şube ağının sabit tutulup dijital kanallar ve yapay zeka inisiyatifleriyle büyümenin sürdürülmesi, maliyetlerin aşağı çekilmesi açısından önemli görülüyor. En kritik riskler arasında yasal sürecin fonlama üzerindeki etkisinin tamamen ortadan kalkmaması, fonlama maliyetlerindeki oynaklık, risk maliyetinin beklenenden yavaş normalleşmesi ve sermaye piyasası adımlarının zamanlaması yer alıyor. Sonuç olarak hisse için ana hikâye, dava sonrası açılan fonlama penceresi ve sermaye güçlendirmesiyle orta vadede daha yüksek kârlılığa ulaşma potansiyeli; ancak mevcut fiyat seviyesinde kurum bu potansiyeli şimdilik TUT ile değerlendiriyor.