BBVA Research tarafından yayımlanan Şubat 2026 tarihli "Türkiye Bankacılık Sektörü Görünümü" raporuna göre, 2026 yılının başında bankacılık sektöründe belirgin bir sıkılaşma ve düzenleme dönemi yaşanmaktadır. Yıl sonu kampanyalarının bitmesi ve dirençli enflasyon verileriyle birlikte kredi faiz oranları, özellikle tüketici segmentinde Aralık 2025'e göre yaklaşık 1300 baz puanlık sert bir artış göstermiştir. Ocak ayında hem ticari hem de tüketici kredilerinde büyüme yavaşlarken, TL ticari krediler döviz kredilerine göre daha güçlü büyümeye devam etmektedir. TCMB, mevduat tarafında tasarrufların TL'de kalmasını sağlamak amacıyla getirileri cazip tutmaya çalışsa da, hanehalkının yüksek enflasyon beklentileri bu süreçte yüksek teşviklerin devam etmesini zorunlu kılmaktadır.
Sektörün kârlılık dinamikleri incelendiğinde, 2025'in son çeyreğindeki tek seferlik vergi giderlerinin net kâr üzerinde baskı yarattığı ve özkaynak kârlılığının (RoE) %25,6 seviyesine gerilediği görülmektedir. Ayrıca, kredi kartı limitlerine getirilen yeni kısıtlamaların ve borç yapılandırma imkanlarının bankaların net faiz gelirlerini ve komisyon gelirlerini olumsuz etkilemesi beklenmektedir. Aktif kalitesi tarafında ise takipteki kredi (NPL) oranları Ocak 2026 itibarıyla stabilize olma eğilimine girmiştir. BDDK'nın Şubat 2026'da aldığı kararla, ödenemeyen kredi kartı ve ihtiyaç kredisi borçlarına 48 aya kadar yapılandırma imkanı getirilmesi kısa vadede NPL baskısını hafifletebilir; ancak ertelenen bozulmaların 2026'nın genelinde kredi risk maliyetini (CoR) artırabileceği öngörülmektedir.
Sermaye yeterliliği açısından, sektörün sermaye rasyoları Aralık 2025'te kârlılık desteğiyle %20 seviyelerine yaklaşarak güçlenmiştir. Bununla birlikte, 2026 yılı başı itibarıyla BDDK'nın döviz kuru sabitlemesi gibi bazı sermaye koruma muafiyetlerini (forbearances) sonlandırması, sermaye yeterlilik rasyolarında 180-200 baz puanlık bir teknik düşüşe yol açacaktır. Makro ihtiyati tedbirler kapsamında; kredi büyüme sınırları (TL KOBİ kredileri için %5, ticari krediler için %3 gibi), kredi kartı limitlerinin gelirle uyumlu hale getirilmesi ve zorunlu karşılık düzenlemeleriyle parasal sıkılık desteklenmeye devam edilmektedir. Son olarak, Ocak-Şubat enflasyon verilerinin talep canlılığını teyit etmesi, kısa vadede mevduat ve kredi faizlerinde önemli bir düşüşün beklenmediğini göstermektedir