GSYH 1. Çeyrek Gelişimi
Rapor, Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde yıllık bazda %2,5 büyüdüğünü ve Bloomberg beklentisi olan %3’ün altında kaldığını, bu nedenle büyümede yavaşlamaya işaret ettiğini söylüyor. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH’nin çeyreksel bazda %0,1 arttığı ve bunun da beklentiler olan %0,3’ün gerisinde kaldığı vurgulanıyor. Buna karşın ekonomi, pandemi dönemi olan 2020 yılının ikinci çeyreğinden bu yana aralıksız büyümesini sürdürerek 23 çeyrektir pozitif büyüme serisi gösterdi. Milli gelir 2025 yılı 4. çeyreğindeki 63 trilyon TL’den 2026 yılı 1. çeyreğinde 67,5 trilyon TL’ye, dolar cinsinden ise 1,596 trilyon USD’den 1,639 trilyon USD’ye yükseldi.
Büyümenin kompozisyonunda özel tüketim ve yatırım kalemleri öne çıkarken, stok değişimi de büyümeyi destekledi. Özel tüketimin büyümeye katkısı 3,4 puan olarak gerçekleşti ve bir önceki çeyrekteki 3,7 puana göre hafif geriledi; dayanıksız mal tüketimi güçlü kalırken dayanıklı mal tüketimi daralmaya geçti, hizmet talebi ise ılımlı seyrini sürdürdü. Kamu tüketimi 0,3 puanlık katkıyla önceki çeyrekteki sınırlı negatif etkiden toparlandı ve toplam tüketim harcamalarının büyümeye katkısı 3,7 puana çıkarak 2024’ün ilk çeyreğinden bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Yatırımların büyümeye katkısı 1,4 puandan 0,8 puana inse de olumlu seyrini korudu; stok değişimi 0,5 puanlık artış yönlü destek verirken net ihracat -2,5 puanla büyümeyi aşağı çekti.
Üretim tarafında hizmet sektörü 0,9 puanla büyümeye en yüksek katkıyı yapan sektör oldu ve son yirmi iki çeyrektir pozitif katkı vermeyi sürdürdü. İnşaat ve finans sektörleri 0,2’şer puanlık katkı sağlarken, sanayi sektörü ihracattaki zayıflamanın etkisiyle -0,2 puanla büyümeyi aşağı çekti ve üç çeyreklik aranın ardından yeniden negatif etki yarattı. Tarım sektörü ise geçen yılki zirai don hadisesi ve ülke genelindeki kuraklığın etkisiyle dört çeyrek üst üste negatif katkı verdikten sonra bu çeyrekte 0,1 puanlık sınırlı pozitif katkı sundu. Rapor, sıkı para politikasına ve makroihtiyati tedbirlere rağmen özel tüketimin güçlü kalmasının iç talebin canlılığını koruduğunu, kamu harcamalarındaki ılımlı artışın ise mali disipline işaret ederek dezenflasyon sürecini desteklediğini belirtiyor.
2026 yılı için rapor, kademeli parasal gevşemeye karşın para politikasındaki kısıtlayıcılığın ve makroihtiyati tedbirlerin sürmesiyle tüketim kaynaklı katkının ılımlı kalabileceğini öngörüyor. Özellikle önemli ihracat pazarlarında olası büyüme zayıflığı, artan petrol fiyatları sonrası faiz indirimlerinin ötelenmesi, küresel finansal koşullardaki sıkılık, korumacı politikalar ve jeopolitik riskler net ihracat üzerinde baskı oluşturabilecek temel riskler olarak öne çıkarılıyor. Buna karşılık ihracatı ve yatırımları artırıcı selektif kredi destekleri, turizmin destekleyici görünümünü koruması ve deprem sonrası yeniden inşa ile kentsel dönüşüm faaliyetlerinin inşaat ve yatırım kalemlerini desteklemeye devam etmesi bekleniyor. TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi’nde 2026 büyümesi %3,3 olarak değerlendirilse de, ilk çeyrek verisinin beklentilerin altında kalması nedeniyle bu yıl için büyüme tahminlerinde aşağı yönlü revizyon ihtimali bulunduğu sonucuna varılıyor.