Petrokimya Bülteni
Raporun ana mesajı, Orta Doğu kaynaklı jeopolitik risklerin azalmasıyla petrokimya tarafında savaş dönemindeki fiyatlamaların geri verildiği ve bunun sektörün kronik yapısal marj baskılarını yeniden öne çıkardığı yönündedir. Analist, etilen-nafta makasının 26 Haziran itibarıyla geçtiğimiz haftaya kıyasla %64 düşüşle 65$ seviyesine gerilemesini bu normalleşmenin en net göstergesi olarak yorumlamaktadır. Buna karşın, yüksek ürün fiyatlarının desteğiyle ikinci çeyrek bilançolarının ilk çeyreğe göre daha güçlü gelmesi beklenmektedir. Genel bakış olumlu değil, daha çok nötr bir sektör değerlendirmesi niteliğindedir.
Raporda 2Q26 devam itibariyle etilen-nafta makasının 485 USD olarak gerçekleştiği, geçen yılın aynı döneminde ise 272 USD olduğu ve bunun %78,3 artışa işaret ettiği belirtilmektedir. Aynı dönemde ortalama Platts Endeksi 1184 seviyesinde gerçekleşmiş, geçen yılın aynı dönemindeki 786 seviyesine göre %50,6 yükselmiştir. Analist, makasın savaş öncesi seviyelerin de altına inmesini sektörde jeopolitik rahatlamaya rağmen arz-talep dengesizliği ve yapısal sorunların yeniden baskın hale gelmesiyle açıklamaktadır. Bu çerçevede, bilançolarda fiyat kaynaklı destek sürse de sektörün temel kârlılık baskısı devam etmektedir.
Sektörel gelişmeler tarafında, sürdürülebilir ve çevre dostu ambalajlara yönelik küresel talebin yenilenebilir nafta pazarını büyüttüğü, bu pazarın 2026’daki 142,77 milyar dolardan 2030’a kadar 229,79 milyar dolara ulaşmasının ve yıllık %12,6 büyümesinin beklendiği aktarılmaktadır. Orta Doğu’daki risklerin nafta tedarikini zorlaması üzerine Japonya’nın kimyasal geri dönüşüm tesislerini ticari faaliyete geçirdiği, Güney Kore’nin ise nafta ihracat yasağını normalleşme nedeniyle erken kaldırmaya hazırlandığı ifade edilmektedir. Asya genelinde zayıf talebin etilen tesislerini düşük kapasiteye ittiği, buna karşın bazı ithalatçıların yönünü Çin’deki stoklara çevirmesiyle polyolefin ürünlerinde talep patlaması yaşandığı belirtilmektedir. Hindistan’ın bazı kritik petrokimya ürünlerinde tam gümrük vergisi muafiyetini 15 Temmuz 2026 tarihine kadar uzatması da destekleyici unsurlar arasında sayılmaktadır.
Analist kurum, raporda sektörün yapısal olarak marj baskısı altında olduğuna özellikle vurgu yapmaktadır. Güney Kore petrokimya sektöründe etilen üretiminin kesin zarar getirdiği bir yapıdan söz edilirken, şirketlerin pazar payı kaybetme korkusuyla üretimi kısmaya yanaşmaması arz fazlasını canlı tutan temel risk olarak öne çıkarılmaktadır. ICIS’in, fiyatların barış anlaşmasının sürmesi halinde önümüzdeki yılın Ocak ayına kadar normalleşmeye devam edeceği öngörüsü paylaşılmakta, ayrıca büyük bankaların 2019’dan bu yana dünyanın en büyük on beş petrokimya şirketine 250 milyar dolardan fazla fon aktardığı belirtilmektedir. Sonuç olarak raporun yatırımcı açısından en kritik çıkarımı, kısa vadede fiyat ve bilanço desteği görülse de orta vadede sektörün ana belirleyicisinin jeopolitikten çok yapısal arz fazlası ve marj baskısı olacağıdır.