ABD’de Trump’ın Ocak 2025’te ikinci kez başkanlığa başlamasıyla birlikte ABD–Türkiye ilişkilerinin, önceki dönemlere kıyasla daha pragmatik, NATO temelli ve anlaşma odaklı bir zemine kaydığı değerlendirilmektedir. Bu yeni dönemde savunma, yaptırımlar, enerji ve bölgesel politika başlıklarında Türkiye lehine daha dengeli bir çerçeve oluşabileceği öngörülmektedir.
Savunma tarafında S-400 konusu temel kısıt olmaya devam etse de, 2025 sonrası dönemde ilişkileri istikrara kavuşturma yönünde adımlar atılmıştır. Trump’ın Erdoğan’ı Beyaz Saray’da ağırlaması, yaptırımların kaldırılabileceğine dair mesajlar vermesi ve Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil olabileceğine ilişkin sinyaller, savunma sanayii açısından potansiyel bir normalleşmeye işaret etmektedir. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması halinde savunma şirketleriyle birlikte bankacılık sektörü de olumlu etkilenebilir.
Ekonomi ve enerji başlıkları dengeleyici unsur olarak öne çıkmıştır. ABD’nin Rus petrol alımlarının azaltılması yönündeki beklentisine karşılık Türkiye’nin ABD ile 70 milyar metreküplük LNG anlaşması imzalaması ve Şubat 2026’da TPAO ile Chevron arasında imzalanan küresel petrol arama iyi niyet anlaşması, enerji iş birliğinin güçlendiğini göstermektedir.
Bölgesel diplomasi tarafında ise Türkiye, özellikle Suriye başta olmak üzere barış ve yeniden inşa süreçlerinde aktif rol üstlenmektedir. Bu durum, bölgedeki yeniden yapılanma faaliyetlerinin Türk şirketleri açısından fırsat yaratabileceğine işaret etmektedir.


