Ak Yatırım, TAVHL - TAV Havalimanları için hedef fiyatını 430 TL'den 507 TL'ye yükseltti, tavsiyesini Endeks Üstü Getiri olarak korudu.
Ak Yatırım, TAV Holding için olumlu görüşünü koruyarak 12 aylık hedef fiyatını 430,0 TL’den 507,0 TL’ye yükseltti ve Endeks Üstü Getiri tavsiyesini sürdürdü. Jeopolitik gerilimler ve uçak bulunabilirliğine ilişkin kısıtlar nedeniyle 2026’da yolcu trafiğinin genel olarak yatay kalması bekleniyor. Buna karşın Ankara’daki yeni imtiyaz koşullarının ilk tam yıl katkısı ve Antalya’daki ticari faaliyetlerin olgunlaşması net satış ve FAVÖK büyümesini destekliyor. Şirketin büyüme hikayesinin, tamamlanan Ankara, Antalya ve Almatı yatırımlarının gelir yaratmaya başlamasıyla daha da güçlendiği vurgulanıyor.
2025’te net satışlar yıllık %10 artışla 1,82 milyar euroya, FAVÖK yıllık %14 artışla 560 milyon euroya yükseldi. FAVÖK marjı 1,2 puan artarak %30,7 oldu ve serbest nakit akışı yıllık %80 artışla 269 milyon euroya çıktı. Yönetim 2026 için 112–118 milyon yolcu, 1,88–1,98 milyar euro net satış, 580–630 milyon euro FAVÖK ve 300 milyon euronun altında yatırım harcaması bekliyor. Net borcun 2026’da 1,85 milyar euro ile zirve yaptıktan sonra 2027’de 1,80 milyar euro’ya gerilemesi öngörülüyor.
Değerleme parça toplamı yaklaşımıyla yapılıyor ve TAV’ın NAD’ı 2,7 milyar euro seviyesinde hesaplanıyor. Antalya ve Almatı toplam NAD’ın yaklaşık %59’unu oluştururken Havaş ve Ankara onları izliyor. Hedef fiyat artışı, Ankara’daki yeni ücret yapısı, Antalya’da kapasite ve ticari alan genişlemesi, Almatı’da satış karmasının yolcu ve havacılık gelirleri lehine dönüşmesi ile Tiflis imtiyaz uzatımı gibi katalizörlere dayanıyor. Ankara, daha yüksek yolcu ücretleri ve 2050’ye uzanan imtiyaz süresiyle öne çıkıyor; Antalya’da kapasite 65 milyon yolcuya çıktı ve ticari alan iki kattan fazla büyüdü.
Başlıca riskler arasında jeopolitik gelişmeler, beklentilerin altında yolcu büyümesi, Türkiye’nin turizm rekabetçiliğinin zayıflaması ve yatırımların beklenenden yavaş gelir yaratması yer alıyor. Almatı’daki jet yakıtı kârlılığı üzerindeki baskı, zayıf ticari harcamalar, TL’nin reel değer kazanması ve yüksek finansman ya da yatırım ihtiyacı aşağı yönlü risk oluşturuyor. Yüksek sabit maliyet yapısı nedeniyle zayıf trafik FAVÖK ve serbest nakit akışını orantısız biçimde olumsuz etkileyebilir. Sonuç olarak, rapor yatırım harcaması döneminin büyük ölçüde geride kaldığını, borçluluğun azaltılmasının 2027 sonrası hızlanabileceğini ve hisse için %84 getiri potansiyeli gördüğünü ortaya koyuyor.