Yapı Kredi Yatırım, HALKB - Halkbank için hedef fiyatını 40 TL'den 49 TL'ye yükseltti, tavsiyesini TUT olarak korudu.
Halkbank için tavsiye TUT olarak korunurken 12 aylık hedef fiyat 49 TL’ye yükseltildi ve mevcut fiyat üzerinden %6 getiri potansiyeli öngörüldü. Hisse 2026/27 tahminlerine göre 1x/0.8x PD/DD ve 10.1x/4.9x F/K çarpanlarıyla işlem görüyor. 2026/27 yıllarında özkaynak karlılığı beklentisi %12/%19 seviyesinde bulunuyor. Hedef fiyat artışında, planlanan ikincil halka arz sonrası iyileşen sermaye oranlarıyla daha yüksek kredi büyümesi beklenmesi ve uluslararası fonlama kaynaklarına yeniden erişim etkili oldu.
Bankanın 2025 yılında fon temini amacıyla uluslararası piyasalara yeniden yönelmesi fonlama çeşitliliği açısından olumlu değerlendirildi. Bu araçların cazip fiyatlandırması ve daha uzun vadesinin marjları desteklemesi bekleniyor. Marjların faiz artırım döngüsünde özel bankaların gerisinde kalmasının başlıca nedeni fonlama yapısının büyük ölçüde TL ağırlıklı olması ve bunun %60 seviyesinde bulunması olarak öne çıktı. 2026 yılının ikinci yarısından itibaren başlayacak faiz indirimlerinden de fayda sağlanabileceği belirtildi.
Olumsuz tarafta, sabit faizli TL menkul kıymetlerin toplam varlıkların yalnızca %3’ünü oluşturması, TÜFE’ye tahvillerin ise toplam varlıkların %10’una ulaşması net faiz marjı genişlemesini sınırlayabilecek unsurlar arasında sayıldı. Sermaye kısıtlamaları nedeniyle toplam kredi pazar payının 2023’ten bu yana yaklaşık 200 baz puan azalarak 2Ç26 itibarıyla %8,7’ye gerilediği ifade edildi. Planlanan ikincil halka arz ile ödenmiş sermayenin %25 artırılarak 7,2 milyar TL’den 8,9 milyar TL’ye çıkarılması, TL kredi verme kapasitesini artıracak ve döviz fonlamasının hızlanmasıyla döviz kredilerinin genişlemesini destekleyecek. Çekirdek sermaye oranının halka arz sonrası yaklaşık 300 baz puan iyileşerek 2026’da yaklaşık %10 seviyesine ulaşması bekleniyor.
Varlık kalitesi tarafında toplam kredi portföyünün karşılık oranının %3,3 olduğu ve bunun %3.9 olan rakip banka ortalamasının altında kaldığı vurgulandı. Serbest karşılık bulunmaması, varlık kalitesindeki daha fazla bozulmaya karşı tamponları sınırlıyor. KOBİ kredilerinin kredilerin yaklaşık %50’sini oluşturması, ekonomik yavaşlamanın gecikmeli etkilerinin aktif kalitesini olumsuz etkilemeye devam edebileceğine işaret ediyor. Başlıca riskler arasında ortodoks olmayan politikalar, küresel tahvil faizlerinde artışın gelişmekte olan ülkelere fon girişlerini baskılaması, jeopolitik riskler ve enflasyon beklentilerindeki bozulma yer alıyor.